Fotoğraf Aşkına etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Fotoğraf Aşkına etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Nisan 2014 Salı

yine yeniden ve fırsat buldukça her zaman Ankara Kalesi

0 yorum
Ankara Kalesi fırsat buldukça gitmek istediğim Ankara'nın en güzel mekanı oldu benim için. Ve günden güne yeni açılan antika dükkanları, cafeleri, sanat atölyeleri, hanlarıyla daha da ilgi çeken bir yer haline geldi. Baharında gelmesiyle daha bir canlandı sokakları. Her yer çiçek bahçesi adeta. 
Bİr gün buluşmamızı burada organize eden arkadaşımız vesilesiyle tekrar gitmek nasip oldu. 
Geçen sefer şarjım bittiği için çekemeiştim. 
Şimdi bol bol fotoğraflar çektim.



Burası kaleye çıkan yokuş . Karşıdaki dükkan yeni açılmış Taş Konak 


Meşhur Gramofon Cafe 




Gramofon Cafe nin içi. Her yer eski fotoğraflar, gazete küpürleri ile dolu. 
Hafta sonları öyle kalabalık oluyor ki , size tavsiyem hafta içi sakin bir vakitte gitmeniz.
Ancak o zaman plaktan gelen nağmeleri daha bir duyar, içinize çekebilirsiniz. 


Burası eşimle gittiğimizde keşfettiğimiz Pirinç Han'da bir dükkan. 
Şirin şeyler dükkanı da diyebiliriz hani. 
Zİra öyle güzel şeyler var ki. 



Mesela bu çantalar, gitar şeklinde olan, eski radyo şeklinde olan, TÜrkan Şoray 
resimli olan . Nostalji tutkunları için birebir. 


Bunlar da bizim kızlar. Dayanamdılar tabi çocukluk yıllarına döndüler. :))


Çerçeve


Pirinç Han Çay Bahçesi 

Bugünlükte gezimiz burada biter. Baya bir gezdik değil mi :)

Ankara Karşıyaka Çiçekçiler Pazarı

0 yorum
     Bahar ayı da gelmişken , bir de çiçekçilerin ordan geçiyorken uğramamak olmazdı. Nisan ayının sonları çiçek alışverişi için en ideal zaman. Daha önce giderseniz menekşeden başka birşey bulamazsınız tecrübeyle sabit. Ama şimdi öyle mi, rengarenk sardunyalar, petunyalar, begonyalar, güller ne isterseniz var. Ben bu sene çok temkinli yapıyorum çiçek alışverişimi. Sütten ağızım yandı çünkü. Tek tek alıyorum, getiriyorum onları bir güzel seviyorum, bakıyorum, konuşuyorum, özel olarak ilgileniyorum. Sonra baktım alışmışsa gidip başka bir çiçek daha alıyorum. Böylece onlar bana ben de onlara daha kolay alışıyoruz.

    Bu sene evimizin yeni konukları , bir adet sardunya, bir adet küpe çiçeği, ve en son minik çiçekli petunyalar oldu. Geçen sene ki begonyam kocaman oldu. Artık evin sahibi olarak karşılıyor yeni konuklarımızı. Belki onlar da begonyayı görüp daha bir keyifle büyüyorlar, hiç yadırgamıyorlar yeni geldikleri evlerini. Şu sıralar çıkaramıyorum balkon önüne, bir çıkarıyorum bir alıyorum içeri. Bir şey olacak diye korkuyorum. Ya alışamazlarsa ya solarlarsa diye. Bİr de tohumdan aldığım kır çiçekleri vardı. Ne mi oldu çiçekten başka her türlü yaprağı açtılar da bir türlü çiçek açmadılar. Biraz daha beklicem açmazlarsa sökmek zorunda kalacağım artık. Bİldiğin otları , kır çiçeği diye sattıkları yönündeki şüphelerim günden güne artmıyor değil.
    Bİr de daha önce ektiğim domates, biber tohumları vardı. Üzerlerine ektiğim çiçeği sularken bir de ne göreyim, alttan alttan bişeyler çıkıyor. Ayırdım onları da bakalım nasıl olacaklar.

Püf Noktası: Çiçek büyütmek isteyip de bir türlü büyütemeyen arkadaşlar. su damlalıkları var ya gidin onlardan alın , her çiçeğin dibine koyun onlardan daha çok balkon çiçekleri için diyebilirim. Salon çiçekleri için denemedim , bir de daha az su istedikleri için olmayabilir onlar da. 3 güne bir bakın suyu bitmiş mi diye. Doldurup tekrar koyun diplerine. Bakın nasıl da büyüyorlar. :))






Begonya


Kovboy kaktüsler


Sardunyalar


İzmir Karşıyaka Mart/2014

0 yorum
    Bu yazımız yazıdan ziyade bol fotoğraflı bir yazı olacak. Çünkü fotoğraflar herşeyi çok daha güzel anlatıyorlar.
    İzmir Karşıyaka serüvenimiz de eşimin kuzeninin düğünü sayesinde oldu. Süpriz yapmak amacıyla hiç habersiz gittiğimiz İzmir'de , en çok merak ettiğim ve herkesin en çok methettiği semtine Karşıyaka'ya gidelim dedik. Vapurla geçtik karşıya. TAbi bize eşlik eden martılarla birlikte. İnince tatile gitmiş gibi hissettim kendimi. Sahil boyu kocaman yemyeşil bir park. Çocuklar uçurtma uçuruyor, aileler termoslarını almış yanlarına çimlerde keyif yapıyorlardı. Her şehrin olmalı böyle bir parkı. Bİr dinginlik, huzur veriyor insana. Tabi denizin rolunü unutmamak gerek.





Cİhat, İzmir de teknen varmış da hiç söylemiyorsun:)


DEnizle ilgili olan her şey öyle güzel ki , ağlar, can simidi, mavi , Bodrum 


Amcadan izin aldık çekmek için, saolsun kırmadı bizi. Yırtılan ağları 
tekrar işliyor, örüyor, tek tek sabırla. Mesleği imiş, zaten kimse de
kalmadı bizden başka diyor. 


Uçurtma avcısını okuyup da, aklına 
gelmeyen var mıdır bilmem ama ben 
ne zaman uçurtma görsem Amir'le Hasan'ın 
acıklı hikayesi gelir aklıma..


balon demek, çocukluk demek, saflık, mutluluk demek benim için 


Bir Zeki Müren olsa da dinlesek :)


Ve olmazsa olmazlar , çiçekler. Yer yüzünün süsleri, aksesuarları, çeşit çeşit
renk renk, 


Bİr taksi durağı. Sanki çiçekçi gibi 


Sardunyalar


Papatya


Ve eve dönüş ...

5 Aralık 2013 Perşembe

Yeni doğan bebişimizi görmek için yollara düşmüşüm...

0 yorum
      Teyzelik fikri başlarda anlamsız oluyor. Özellikle daha anneden ayrılmazken bebek. Ama büyüdükçe daha da çok hissediyor insan o duyguyu. Rana'mız bizim ilk göz ağrımız. Yeri bambaşka. Tabi ufaklık büyüyünce ne olur bilinmez ama durum şimdilik bu. Gittim gördüm Mustafa Agah'ımızı. Henüz iki haftalık. Emiyor, yatıyor, uyuyor, kalkıyor, emiyor, uyuyor böyle bir süreç.  Kardeşimin günleri artık bir bebeğe endeksli. Tabi annelik duygusuyla yapılır ancak bütün bunlar. O yüzden ben anlamam. Sadece şu hissiyatımla düşündüğümde büyük bir sabır süreci gibi geliyor. Ama anne hissiyatıyla bakınca sanırım daha farklı. DAha keyifli gibi.  VElhasılı  sadece yaşamak lazım.
     BÜtün duygular yaşandıkça , zamanı, mekanı geldikçe ancak açığa çıkar ve hissedilebilir.  Örneğin evlenmeden önce anlayamazsınız evliliğin nasıl birşey olduğunu.  Ne kadar anlatsanız da herkes ayrı yaşar o duyguları. Ama yol yordam gösterebiliriz azıcık. Mesela saygı başta gelir deriz, güler yüz tatlı dil deriz, yeri geldi mi susacaksın deriz, hep klişedir ama hep de temel direğidir bu sözler evliliğin. Nereden geldim bu konuya hıı evet annelikte öyledir muhakkak.  Aşk da... Sanırım ancak aşkla izah edilebilir bir annenin çocuğuna olan duyguları...AZıcık yanından gidince kokusunu özlemesi, ufacık bir şey de içinin gitmesi... vs.
     Gelelim teyzelik duygusuna. Bakın bunu anlatabilirim işte. Özlersiniz yeğeninizi , en çok sizi sevsin istersiniz (tabi mümkün değil onca teyze arasından beni seçmesi )( bir de kendini sevdirmek için kendini parçalayan teyzeleri varsa hiç mümkün değil:))) tabi ben bu durumu başta kanıksadığım için dert etmiyorum. Yanınıza geldiğinde öper, öper, öper, doyamazsınız. Onunla konuşmak, bişeyler yapmak  mutlu olduğunu görmek büyük bir keyif olur sizin için.
    İşte Mustafa Agah'ımız da birazcık büyüsün teyzelik duygularımız yavaş yavaş inkişaf edecek inş.
    Bir sürü fotoğrafını çekmeyi hayal etmiştim. Ama olmadı . SAdece fırsat bulduğumuz bir ara akşam çektilerim var onlar da istediğim gibi olmadı. Artık birazcık daha büyüsün inş. fotoğrafçılık sanatımı konuşturacağım:))



                                                 Rana Ve Mustafa Agah



Mustafa Agah


14 Kasım 2013 Perşembe

Bebek Fotoğaflarım...

0 yorum
     Eski oturduğum yerdeki alt komşumun bebek fotoğraf çekimleri...Annesinin havanın rüzgarlı olmasına aldırış etmeksizin bir o yana bir bu yana döndürüp fotoğraf çektirdiği kızının sonradan durumunu merak etmiştim ama çok şükür ki hiç etkilenmemiş yavrucak.








26 Ekim 2013 Cumartesi

GEzDiğiM GördÜğüM O Anlar,AnıLAr 1

0 yorum
       Evet nihayet internetimizin gelmesiyle  biriktirdiğim onca anıları, gezileri ve kendin yap fikirlerini sizlerin beğenisine sunmak için yine yeniden buradayım. Çoook ama çok mutluyum ama bir yandan da acaba iyi mi oldu kötü mü oldu diye düşünmeden de edemiyorum. Çünkü o kadar çok vaktimi alıyor ki internete girmek.Mesela   bir yemek tarifi aramak yemeği yapmaktan daha çok vaktimi alıyormuş onu farkettim. İnternet yokken kendinizce birşeyler üretebiliyorsunuz bu da işin zevkli kısmı.Sİze ait olan birşeyler üretmek. Velhasılı varlığı da yokluğu da ayrı dert olan bu teknolojik iletişim aracını verimli kullanabilmek en önemlisi. İnş. kaldığımız yerden devam .
        Ama neye değer biliyor musunz ? her gittiğim ortamda arkadaşlarımın, çevremin'' ne güzel şeyler yapıyorsun'' cümlelerine muhatap olmak. Offf ya yazı yazmayı da unutmuşum bu arada evet cümleleri kurup yazıyorum ama kafama daldan dala atlamakta pek mahir olduğu için bir sonraki cümlenin bir önceki cümleyle bağlantısızlığını paragrafı baştan sona doğru okurken farkediyorum.:))) Sİz beni anlayın işte daha doğrusu idare edin:)))  Bir de yazıyorum ya yazıyı paragrafı nerede ayıracağımı bilemiyorum. :(((O yüzden ayırıyorum herhangi bir yerinden hani dümdüz bir yazı olmasın şöyle insanda okuma isteği uyandırsın diye:)

      Bu seneki yıllık iznimizde yoğun bir tempoyla geçti gitti. Dinlendin mi, ya da rahatladın mı derseniz ? SAdece çoook yoruldum diyebilirim. Ordan oraya, ordan oraya insan evini özlüyor. Benim tatil anlayışım şöyle ki; gez, gör, keşfet, bol bol fotoğraf çek. Bu da haliyle yoruyor insanı. Tabi bir de aileleri ziyaret, düğün vs de girmişse için içine vay halinize.
     Kısaca özetleyecek olursam  bayramda İzmir'de başlayan tatilimiz, Çeşme, Şirince, Kuşadası günübirlik gezileri akabinde Balıkesir Altınoluk'ta 5 günlük tatile sığdırdığımız Çanakkale-Bozcaada, Assos-Behramkale gezilerinin ardından Ankara'ya kuzenimin düğünü için 2 günlük gelişimiz ve kaldığımız yerden eşimin memleketi Kayseri 'ye aile ziyaretimiz ve  en son  bir düğünle noktalandı ki eve geldiğimizde neye uğradığımı şaşırmış bir vaziyette o bavulları artık kaç günde topladığımı hatırlamıyorum bile. 


Coşkun Sabah dinlemek bir akşam vakti 
İzmir'in küçük bir parkında öylece  durup , şarkılarına eşlik etmek 
çoook güzeldi. 



Kadife Kale



İzmir Kızlar Ağası 


                                             

Kuşadası .Sıradan tatil yerleri gibi .DEniz , kum , güneş ...


Şirince çook şirineee



Orijinalliğini koruyan böyle yerlerde kendimi buluyorum ben
Bırakın beni oraya doya doya gezeyim, içime çekeyim
havasını, suyunu, insanlarını. Tekrar tekrar gidilesi yerlerden 
tıpkı Alaçatı gibi ama daha mütevazi, daha sıcak


Tıpkı Beypazarı, SAfranbolu evleri gibi

Pervin Teyze'nin yeri. 
Çıkarken kucaklaşıp ayrıldık. 
Çok muhabbet de etmedik 
ama kan çekti  demek ki 



Şirince ara sokakları. İşte bayılıyorum böyle sokaklara.
Daracık daracık sokaklar, el işi ürünleri, yöresel lezzetler
daha ne olsun


Şirince


Gelin görünce hiç kaçırmam



Şirince



Şirince



Şirince


TÜrk Kahvesi  ama bu başka kahve. Nasıl mı?
TÜrk Kahvesinin yanına çay kaşığıyla aldığınız damla sakızı 
şekerlemesini küçük bir bardağa koyup içine de buzlu su koyup  ikram ediyorsunuz. 
Nasıl mı içilecek?
Şöyle ki kaşıktaki  damla sakızından azıcık  ısırıp  üzerine bir yudum 
TÜrk kahvesi alınıp ikisinin aroması birbirine geçecek şekilde içilecek.Kahve bittikten sonra üzerine
damla sakızı aromalı su içilecek.
Damla sakızlı kahveyi pek sevmem ama bu çoook orijinal 
bir yöntemdi. Elif Yenge'ye burdan çok teşekkür ediyorum
Bizleri bu güzel lezzetle buluşturduğu ve benim de öğrenmeme vesile olduğu için  :)))

Burası Çeşme Dalyan... SAkin, dingin, huzurlu
Burada saatlerce oturabilirdim .Tabi fotoğraf çekmemiş olsaydım. 
Çünkü fotoğraf çeken bilir gittiğiniz yerleri çekmekten anı yaşayamıyorsunuz. 
İkisi bir arada olmuyor .Olur da çoook zamanınız varsa:))





Alaçatı'yı Alaçatı yapan işte bu fikirler. Kalemden masa ilginç değil mi?



İşte benim rengim. İnsanın içini açan bu çiçekleri heryerde görebilirsiniz. 
Ankara'da da böyle çiçek kampanyası başlatsa Belediye. herkesin 
balkonundan böyle güzelim çiçekleri görmek güzel olmaz mıydı?


Eşyalar ,zamanın yolcusu...



İşte Alaçatı'da yakaladığım en güzel kare. Yastıkların güzelliğine bakın,
bir de minik çiçeklere ahşapla  uyum müthiş

Alaçatıya girişte sizi yel değirmenleri karşılıyor

                                         Fatih'te yoksul bir gramofon çalıyor 
                                      Eski zamanlardan bir cuma çalıyor 
                                          Durup köşe başında deliksiz dinlesem 
                                      Sana kullanılmamış bir gök getirsem 
                                        Haftalar ellerimde ufalanıyor 
                                      Ne yapsam  ne tutsam nereye gitsem 
                                        Ben sana mecburum sen yoksun
                                                          ATilla İlhan. 


VE baykuş amigurumiler

Dükkanın adı ''KİrliÇıkı''

El işi küpeler

Minicik minicik yeşil zeytinler...Girit'ten

Nasıl ama ? Gelen geçenin ilgisini çekcek güzel bir fikir





Alaçatı'ya , her gidişimizde farklı bir Alaçatı karşılıyor bizi.
Bol malzeme var burda özellikle fotoğrafçılara




The Club

Yazın vazgeçilmezi Limonata ...
her durakta baştacı içeceğimiz.
Acıkınca da yanında gözleme ...






Sunum şekli çok güzel



Aşk çiçeği ....










 

Rukiye'nin Günlüğü Copyright © 2012 Design by Ipietoon Blogger Template